Böbrek Taşı

BÖBREK TAŞI NEDİR?

Böbrekler tarafından kandan süzülen vücut için gereksiz fazla sıvı idrar şeklinde atılırken beraberinde atılan bazı kristaller yani kum tanecikleri (kalsiyum,oxalate,ürik asit,) bazen idrar yollarının içinde çökerek böbrek taşlarını oluşturur.Taş idrar yolları içinde bulunduğu bölgeye göre isim alır; Kalis taşı, Renal Pelvis taşı, Üreter taşı, Mesane taşı,Urethra taşı gibi.Çok değişik sayı, büyüklük ve yapıda taşlar görülmektedir.

İDRAR YOLUNDA TAŞ NASIL OLUŞUR?

Böbrekler vücudumuzun filtre sistemi olarak çalışırlar. Kan sürekli olarak böbreklerden süzülürken yararlı maddeler emilir, istenmeyen maddeler ise idrarla dışarı atılır. Yoğun idrar içerisinde atılan tuzlar ve mineraller böbreklerin iç yüzeyinde tübül denilen ünitelerde zamanla taşa dönüşecek kristaller halinde çökeltiler oluştururlar. Zamanla bu kristaller birleşerek taş haline gelir. Taşların çok çeşitli boyutları vardır, bunlar şöyledir ki pirinç tanesinden ceviz büyüklüğüne kadar olabilir.Taşlar böbrekte kalabilir, büyüyebilir ve mesaneye doğru ilerleyebilir

3 temel nedenle Böbrek taşı hastalığı ortaya çıkmaktadır:

-İdrar miktarı az ve yoğunsa,

-İdrarda yüksek seviyelerde kalsiyum, okzalat, ürik asit kristalleri olduğunda,

– Kristallerin birbirine yapışmasını ve taş oluşumunu engelleyen sitratın az miktarda olduğu durumlarda

BÖBREK TAŞI ÇEŞİTLERİ VE EN SIK GÖRÜLENLERİ NELERDİR?

Böbrek taşları yapısal olarak farklılıklar göstermektedirler.Böbrek taşları genel olarak 4 grupta incelenebilir.

1-) Kalsiyum Taşı

2-) Ürik Asit Taşı

3-) Enfeksiyon Taşı

4-) Sistin Taşı

1- Kalsiyum taşı: Bütün böbrek taşlarının yaklaşık olarak %80’ i kalsiyum oksalat, kalsiyum fosfat veya ikisinin bileşiminden oluşmaktadır. En Sık Görülen Taşlar kalsiyum okzalat taşlarıdır. Ancak taş oluşturan kimselerde idrarda kalsiyum miktarı fazla görülebilmektedir. Alkali idrarda oluşur. Okzalatın bir kısmı vücut tarafından üretilir. Diyetteki kalsiyum ve okzalatın böbrek taşındaki rolü kısıtlıdır. Dietteki okzalat ıspanak, kakao, çay yaprakları, ceviz, buğday kepeği gibi gıdalarda bulunur. Aşırı kalsiyum ve Vit-C alımından da kaçınmak gerekir.Ayrıca Paratiroid hormonunun fazlalığı taşa sebep olmaktadır .

2- Ürik asit taşı: Böbrek taşının %5-10 ‘si ürik asit taşlarıdır. Genetik faktörler, bazı ilaçlar, fazla et tüketimi, aşırı kilo,gut hastalığı gibi sebepler ürik asit taşlarına sebebiyet vermektedir.

3- Enfeksiyon taşı (Struvite): Tüm taşların %10-15’ ini enfeksiyon taşları oluşturur. İdrar yolundaki kronik ,tekrarlıyan enfeksiyonlar taş oluşturabilirler ve geyik boynuzu şeklini alacak kadar büyüyebilirler. Kadınlarda daha sıktır ve asit idrarda oluşurlar. Bu taşların diyetle bir ilgisi gösterilememiştir.

4- Sistin taşı: Kalıtsal bir hastalık olarak nadiren görülür(%1). Sistin taşı hastalığında idrardan fazla miktarda sistin atılır ve bu da taş oluşumda etkilidir.

TAŞ OLUŞUM RİSKİNİ ARTTIRAN FAKTÖRLER NELERDİR ?

Bazı hastalıklar ve alışkanlıklar bir kişide böbrek taşı oluşum riskini tetikler. Özgeçmişinde taş hastalığı olan hastalarda ikinci kez taş oluşma olasılığı bir yıl içerisinde %15, 5 yıl içerisinde %50 ve 10 yıl içerisinde % 80 dir. Böbrek taşı oluşma riskini artıran faktörler şunlardır:

-Yetersiz sıvı alımı: Sıvı almamak en büyük risk faktörüdür. Gün içerisine yeterince sıvı alınmaması ( ortalama günde 2-3 litre ) ve yeterince sıvının idrarla atılmaması ( ortalama günde 1-1,5 litre) taş oluşumuna zemin hazırlar.Sıvı olarak bol su içilmesi gereklidir.

– Yaş, Cinsiyet ve Irk: Erkeklerde ve beyaz ırklarda daha çok görülen taşhastalığı özellikle 30-50 yaş arası ortaya çıkar.

– Kalıtsal Nedenler: Ailesinde daha önce böbrek taşı oluşmuş insanlarda böbrek taşı oluşma riski daha fazladır.

-Beslenme alışkanlıkları

-Hareketsizlik ,felçli ve yatalak olma

-İdrar yolu enfeksiyonu (struvit taşı): kronik idrar yolları enfeksiyonu olan bayanlarda daha sık görülür.

-Böbrekteki doğuştan yapısal bozukluklar ve idrar yollarında tıkanıklık yapan anatomik nedenler

-Obesite

-Sıcak iklim kuşağında yaşamak

-Bazı ilaçlar :AIDS tedavi ilaçları gibi

-Bazı bağırsak hastalıkları (inflamatuar bağırsak hastalığı,) ve geçirilmiş bağırsak ameliyatları

-Metabolik hastalıklar: hiperparatiroidizm, gut hastalığı,hiperkalsiüri, sistinüri, hiperokzalüri, hiperürikozüri

İDRAR YOLU TAŞINA BAĞLI YAKINMALAR NELERDİR?

-Ağrı: Taş hastalığında görülen ağrı en sık rastlanan belirtidir. Böbrek ağrısının şiddeti bazı kişilerde belli belirsiz bir sızlama şeklinde görülürken ,bazılarında son derece şiddetli, kıvrandırıcı ve hastaneye yatmayı gerektirecek yoğunluğa kadar ulaşabilir. Taş hareket edip üreter adı verilen böbrekle mesane arasındaki kanala girerse, idrar akışını tamamen engelleyerek kolik denilen çok şiddetli ağrıya yol açabilir. Ağrı atakları taşın üreter içerisindeki hareketi ve buna bağlı spazmlara bağlıdır. Şiddetli ağrı atakları genellikle 20 -60 dakika arasında sürebilir. Ağrının yeri taşın yerine ve hareketine göre değişebilir. Böbrekte veya üst üreterdeki taş, kaburga ile kalça arasında yan (böğür) ağrısına sebebiyet verir. Alt üreterde ve mesaneye yakın taşlar karın alt kısmında veya cinsel organa doğru yayılan ağrıya yol açar. Hastalarda bulantı, kusma, karın şişliği gibi ek yakınmalara yol açabilir.

-İdrarda kanama, idrar yaparken acı-yanma, ve idrar sıkışıklığı hissi de hastalarda görülüyor.

-İlginç olarak belirti vermeyen,sessiz böbrek taşlarına da rastlanıyor. Bu taşlar ancak kontrol sırasında ya da başka amaçla çekilmiş filmlerde tesadüfen saptanıyor.

İDRAR YOLU TAŞI TANISI NASIL KONULUR?

-Ultrasonografi: Bu yöntemde iç organları izlemek için yüksek frekanstaki ses dalgaları kullanılarak elde edilen veriler, bir bilgisayar yardımı ile ekranda görüntü haline getirilir. X ışını kullanılmadığından güvenli bir yöntem gibi gözükmesine rağmen özellikle üreterde yer alan küçük taşları göstermede yetersizdir. Ultrasonografinin yaygın kullanılması ile taşların bir kısmı rastlantısal olarak saptanır.

-Direk Üriner Sistem Grafisi (DÜSG)+ İntravenöz Pyelografi (İVP): Bu yöntemde damar içerisine verilen bir kontrast madde aracılığıyla aynı anda hem böbreklerin anatomisi hem de fonksiyonlarını incelemek mümkün olmaktadır. Bu yöntemle taşların böbrek içerisindeki yerleşimleri ve böbrekte oluşturdukları hasar hakkında detaylı bilgi alınabilmektedir

-Bilgisayarlı Tomografi (BT): Röntgen ışınları kullanılarak yapılan ince kesitli üriner sistem BT günümüzde böbrek taşlarının değerlendirmesinde altın standarttır. Çok kısa sürede yapılabilir ve 1-2 mm boyundaki taşlar dahi görülebilir. Taşların kırılabilirlik derecesi saptanır .

TEKRARLIYAN İDRAR YOLU TAŞI TANISI KONULAN HASTALARDA BAŞKA TETKİKLER YAPILMALI MI?

Taş tedavisi olan hastalarda yeniden taş oluşumunu engelleyici önlemler alınmaz ise 5 yıllık bir süre içerisinde yaklaşık %50 oranında yeniden taş oluşur.

Tekrarlayan üriner sistem taşı olanlarda metabolik değerlendirme yapılmalıdır.Özellikle taşı fazla olanlarda,aile öyküsü olanlarda,taş ameliyatı olan,sık sık taş düşüren riskli hastalarda yapılmalıdır. Bu araştırma için 24 saatlik idrar toplanmakta ve idrarda pH,kalsiyum, ürik asit, sitrat,Na,K,kreatinin ve okzalat düzeylerine bakılmaktadır. Aynı anda kan örneği de alınarak kanda kalsiyum, fosfat,Na,K,Cl,bikarbonat,kreatinin,ürik asit ve parathormon seviyelerine bakılır.

Düşen veya ameliyatla elde edilen parçaların taş analizi yapılarak ,taş tipi belirlenir.

İDRAR YOLU TAŞLARI TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?

Böbrek havuzcuğunda (pelvis) yerleşik taşlar mutlaka tedavi edilmelidir. Aksi takdirde böbrekte fonksiyon bozukluğuna ve iltihaba yol açabilmektedirler ve böylece böbrek kaybı olur.

Eğer böbreğin içindeki kaliks adı verilen ceplerin içinde bir taş var ise ve belirgin bir yakınmaya sebep olmuyor ise, belirli aralıklarla izlem yeterli olabilir. Fakat kaliks taşları bulundukları yerde zamanla büyürse veya hareket edip üreter kanalına girer ise ağrı, kanama, iltihap gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu tür kalis taşları tedavi edilmelidir.

TAŞLAR NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Medikal Tedavi: 5 mm.ye kadar olan taşların büyük çoğunluğu bol hareket ve bol sıvı alımı ile düşerler.Ağrı kesici, antispazmodik ,alfa blökör ilaçlar,bazen kortizon hapları ile yapılan ilaç tedaviside taş düşmesine yardımcı olabilir. Taşın boyutu büyüdükçe müdahalesiz düşürme olasılığı azalır. 5mm çapındaki taşın düşme olasılığı yaklaşık %50 ‘dir. 10 mm.den büyük taşlar ise düşmez kabul edilir.

ESWL (Vücut dışından şok dalgaları ile taş kırma): Böbrek taşlarının tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Vücut dışında oluşturulan şok dalgaları taş üzerine odaklanarak tedavi sırasında taş küçük parçalara bölünür. Daha sonra bu parçaların idrarla atılması beklenir. İşlem sırasında duyulan ağrıyı azaltmak için çoğunlukla sakinleştirici ilaç kullanılması veya hafif bir anestezi verilmesi gerekebilir. ESWL sonrası taş parçacıklarının dökülmesi günler hatta bazen haftalar sürebilir. Bu süreçte hastalar ağrı hissedebilir ve idrar yolu iltihabı gelişebilir. Çok ender de olsa üreter kanalında kumlar birikerek kum yolu, taş yolu oluşturur ve bu durum ek tedavi gerektirebilir.URS ameliyatı ,DJ kateter veya nefrostomi takılması ameliyatları gibi.

ESWL bütün taşlarda başarı sağlayamaz. Başarı taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir. Tek bir seansta kırılabilen taşlar olabileceği gibi tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir.Özellikle böbrek içinde ve üreterin üst tarafında yer alan taşlar için iyi bir tedavi şekli olarak kabul edilir. Buna karşın 2 cm’den büyük, sert, veya böbreği tümüyle dolduran taşlarda başarısızdır.

Perkütan Nefrolitotripsi (PCNL): Böbrek içindeki taş 2 cm.den büyük olduğunda veya ESWL ile kırılamadığında uygulanan güncel bir yöntemdir. Genel anestezi altında bel bölgesinde 1 cm lik kesiden oluşturulan bir yoldan böbreğin içerisine girilerek taşlar bir bütün halinde veya kırılarak aynı yoldan dışarı çıkartılır. Endoskopik yani kapalı bir ameliyat yöntemi olan perkütan nefrolitotripsi ameliyatında görüntüler endokamera ile bir televizyon ekranına büyütülmüş olarak taşınır. Taşlar genelde pnömatik, ultrasonik veya lazer taş kırıcılar ile parçalanırlar. Ameliyat bitiminde böbrekte 2-5 gün süreyle idrarın geçici bir süre için dışarı alınmasını sağlayan bir tüp (nefrostomi tüpü) konulur.

Üretoroskopi (URS): Üreter kanalı içerisindeki taşlar düşmezse veya büyükse idrar yolundan üreteroskop denilen aletler yardımıyla girilerek tedavi edilir. Üreteroskoplar mercek yardımıyla görüntüyü sağlayan küçük aletlerdir.Anestezi altında rijid yani sert üreteroskoplar ile idrar borusu ve mesane geçilip üreter içine girilirek, taşlar Holmium lazer veya pnömatik taş kırıcı ile kırılarak tedavi edilir. Bu üreteroskoplar ile alt ve orta üreterdeki taşlar tedavi edilebilirler.

Fleksibl yani kıvrılabilen üreteroskoplar ise uçları çeşitli yönlerde ve açılarda döndürülebildiğinden hem üst üreterdeki, hem de böbrek içinde havuzcuk ve kalis adı verilen ceplerdeki taşların tedavisinde kullanılırlar. Bu tedavinin fleksible üreteroskop ve lazer yardımı ile böbrek taşlarına uygulanmasına da RIRS (retrograd intrarenal cerrahi) adı verilir. Üretereroskopik taş tedavisi sonrası hastalar aynı gün veya genellikle bir gün sonra evlerine taburcu edilirler.

BÖBREK TAŞININ OLUŞUMU ÖNLENEBİLİR Mİ?

Taş oluşumunda beslenme alışkanlıklarının de rolü büyüktür. Beslenme ve yaşam tarzında değişiklik yaparak yeni taş oluşma riski azaltılabilir.

-Bol bol hareket edip vücudu incitmeyecek şekilde düzenli ,hafif egzersiz yapmak.Stresten uzak bir hayat.

-Hastaların yüksek miktarda sıvı almaları desteklenmelidir. Başlıca su olmak kaydıyla bol miktarda (günde 2,5-3 litre) sıvı almak.Sıvı alımı 24 saat içerisine eşit olarak dağıtılmalı ve çoğu su olmalıdır. İdrar miktarı günde 1,5-2 litreyi buluyorsa ve rengi su gibi açık ise bu yeterli miktarda sıvı alındığını gösteriyor.Kola, gazoz gibi idrarda asit-baz dengesini bozan içeceklerden veya oksalattan zengin çay ,kahve gibi içeceklerin aşırısından kaçınmak gerekir.Öte yandan saf limon suyu içerdiği sitrik asit dolayısıyla kalsiyum taşlarına karşı koruyucudur.(Ev yapımı şekersiz limonata idealdir)

– Bütün besin gruplarını içeren karma ve dengeli bir beslenmeye ihtiyaç vardır.Bol lif içeren sebze, meyve tüketimi desteklenmelidir.

– Az tuz tüketmek gerekir. Fazla miktarda tuz alımı, idrardaki kalsiyum miktarını arttırır. Sitrat (sitrik asit) seviyesini azaltır. Günde 1 çay kaşığı masa tuzu, yaklaşık olarak 2300 mg sodyum içerir. Taş oluşturma riski olan hastaların kullanacağı maksimum tuz miktarı bu olmalıdır. Hastada beraberinde hiper tansiyon öyküsü varsa günlük 1500 mg ile sınırlandırılmalıdır.Hazır gıdalar, katkı içeren gıdalar,fast foodlar fazla miktarda tuz içerir,sakınmak gerekir.Diyette tuzu azaltmak, taş oluşumuna fayda gösterdiği kadar yüksek kan basıncının kontrolünde önemlidir. Böylece kalp hastalıkları, inme, kalp yetmezliği ve böbrek hastalıklarından korunmuş olunur.

-Hayvansal proteinler aşırı miktarda tüketilmemelidir.Günlük yiyeceklerimizde aldığımız hayvansal proteinler(Kırmızı et, sakatat, tavuk ve bazı deniz ürünleri) taş oluşumunu, idrardaki kalsiyum oksalat ve ürik asit miktarlarını arttırması sebebiyle olumsuz etkilerler. Fazla protein tüketimi de idrar asit oranını arttıran etmenlerdendir Hergün tüketilen hayvansal protein miktarının 150 -200 gr/gün olarak sınırlandırılması önerilmektedir.Etlerdeki protein miktarına örnek vermek gerekirse,Küçük parça bir biftek 100-150 mg,Hamburger, 150 mg,Tavukgöğsü 150-200 mg,bir yumurta 50 mg protein içerir. Protein alımı için hayvansal et dışında kaynakların da tercih edilmesi (fındık, fasülye, soya fasülyesi gibi) önerilmektedir. Hayvansal gıdalardan olmayan protein kaynaklarının taş oluşum riski üzerine olumsuz etkisi yoktur. Ayrıca bu tip bir diyet sayesinde doymuş yağlar, kolesterol daha az miktarda alınacak ve ilerleyen yaşlardaki kardiyovasküler hastalıkların görülme riski azalacaktır.

Böbrek taşı çeşitlerine göre diyet uygulamak gereklidir.

-Kalsiyum: Kalsiyumun böbrek taşlarının %75’inde taş içeriğinin ana elemanıdır. Çok alınırsa da az alınırsa da kalsiyum sorun teşkil etmektedir.Diyetteki kalsiyum alımının kısıtlanması oksalatın bağırsaklardan daha fazla emilimine neden olarak taş oluşum riskini artıyor.Bu sebeple normal seviyeler taş oluşumunu azaltmaktadir, taş oluşturan hastalara tavsiyemiz normal kalsiyum içeren bir diyet uygulamalarıdır. Kalsiyumdan zengin besinler süt, peynir ve yoğurt ve benzerleridir.Normal kalsiyumdan kasıt günlük 800 mg kalsiyum alınmasıdır. Bu miktar bir bardak sütte 300 mg kalsiyum olduğu düşünülerek hesaplanabilir. Taş hastalarında Ekstra kalsiyum,vit D ve vit C ilaçları alımından kaçınmak gerekir.

-Oxalat: Oksalat, kalsiyum oksalat taşlarının oluşumunda önemli rol oynar. İdrardaki oksalatın %40’ı diyette alınan gıdalardan gelir. Ancak geri kalan %60’ı karaciğerde vücut tarafından üretilir. Bu yüzden diyette oksalat miktarını azaltmanın taş oluşumunu engellemede tıbbi olarak kanıtlanmış etkinliği yoktur.Oksalat birçok sebze ve meyvede bulunur. Bunlardan birçoğu çok sağlıklı yiyeceklerdir. Bu yüzden oksalatı kısıtlamak hemen hemen mümkün değildir. Yüksek oksalat içeren pancar, soya,kuruyemişler,çeşitli çaylar, çikolata, kakao,kuru incir, karabiber, fındık, maydanoz, haşhaştohumu, ıspanak,pazı, çilek, böğürtlen,domates,tatlı patates,hardal gibi besinleri aşırı tüketmemek gerekir. Oksalattan zengin besinleri süt, peynir ve yoğurt gibi kalsiyumdan zengin besinlerle birlikte tüketmek taş oluşum riskini azaltıyor.

-Ürik asit: Ürik asit taşı hastalığı olanlarda ürat ve pürin bakımından özellikle zengin olan besinlerin (sakatatlar,karaciğer, böbrek, kümes hayvanlarının derisi, sardalya, hamsi, ançuez, kuru bakliyat, mantar, ıspanak, kuşkonmaz, karnıbahar gibi ) tüketilmesini sınırlamak gerekir. Şarap taş hastalığına karşı koruyucu etki yaparken içerdiği pürin dolayısıyla bira ve benzeri alkollü içecekler yatkın kişilerde ürik asit taşı riskini artırabilir.

SONUÇ : BASİT TAŞ DİYETİ

1- Günde 3 litre kadar sıvı tüketilmeli böylece günlük idrar miktarı 2 litre olmalı.Bir su bardağı 200 cc olduğuna göre her saat başı bir bardak ,yemeklerde bir bardak ve yatarken 1 bardak su için.Kışın 10 bardak ,yazın 12 bardak su yeterlidir.

2- Hayvansal proteinler (özellikle kırmızı et, sakatatlar) az tüketilmeli

3- Az tuz tüketilmeli,sofraya tuzluk koymayın,ekstra tuz dökmeyin.

4- Ev yapımı şekersiz limonata bol içilmeli

5- Normal kalsiyum ve oksalatlı diyet ,bunlarda aşırıya kaçmamak gerekir. Bütün besin gruplarını içeren karma ve dengeli bir beslenmeye ihtiyaç vardır